başladık bir kere

...

Bugün dahi seni düşünmek için yaşıyorum

yağmurun hatıralar sıçrattığı camlarımda,seni düşünerek dışarıyı izliyorum.nerde ,niçin yada ne zamanın önemsiz olduğu yaşam dilimlerinde bana yaşattıklarını hatırlıyorum.senle yada sensiz içimde kalan bütün yarınları dünlerin yanına koyuyorum,yaşanmışçasına sarılıyorum onlara.kitaplarımın ayraçları onlar.seni aradağım şiirlerin paragraflarıın arasına sığdrıyorum.sen,sana aldığım kırmızı gülü nasıl koruyorsan, bende mutluluğu sarı yapraklı kitaplarımın arasında öyle kurutuyorum.

senden kalan bi kaç cümle geçerse elime onları okuyorum.elinin elime değdiği fotğraflara saklanıyorum.uzun bir süre bu dünyanın bugününden kurtuluyorum.yalnız gittiğim filmlerde,sinemanına arka koltuklarından birinde,kokunun yeniden ciğerlerime ilişmesini umuyorum.çok sevdiğim bir şarkıcının sana adadığım parçasını dinlerken uyuya kalıyorum çoğu kez,ya da uyuduğumu zannediyorum ve kendime geldiğim ilk an yastıklara kafamı gömüp bir çocuk gibi ağladığımı farkediyorum...öyle ki,kimi zaman kendime gelmem saatleri buluyor.

bu hayatın küf kokulu altın şatosunu dibine indiğim zamanlarda,seni nasıl ölürcesine sevdiğimi anlatıyorum seni tanımayanlara.çoğu seni herhangi biri zannediyorlar,aldandıklarının yada bizim aşkın, kimilerini köleleştiren aptal uygarlığının parçası olduğumuzun zerre farkında bile değiller...çok ilginçtir ki ;herkes “seni çok iyi anlıyorum “ diyor..ne garip.ben senin iyiliğinden,altın kalbinden,düşlerimizden bahsederken hep kekeliyorum.senin adını anıyorum,onlar”anlıyorum!” diyor.hepsi yalan söylüyorlar...bizim dışımızda kalan herkes gibi yalan söylüyorlar.tanrının bu garip kulunu mükafatlandırdığı o meleği kim nasıl düşleyebilir ki.kim nasıl anlayabilir.hangi aşk,hangi zaman yada hangi mutluluk benzer olabilir.kaşını anlatsam,gözünü dudaklarını,hele hele kahkalarını onlara anlatsam ölürüm diye korkuyorum.çünkü dünlerimi sığdırdığım kalbimin durmasından,seni düşünerek geçen zamanların son bulmasından ürküyorum.seni tanrıya kavuştuğum gün kadar seviyorum...

imkansız denilen durumların dehlizlerinde kaybolmadan koşarken biz,şimdi hiç söylemediğimiz yalanların bataklığında çırpınıyoruz.farkları kavramak zor değil oysa,elimi sıkıca tutan sen ve titreyen bedenimin seni düşünürken donması arasında.

biraz şanslı olabilseydik bu kargaşada ,sana hiç kimseye söylemediğim bir sırrımı anlatacaktım.belki o zaman sınırlarımıza aldırmayan sırlarımızdan korkmaktansa,onları bir hançer gibi kınından çıkartacaktık...ama o şansımız hiç olmadı ve ne gariptir ki o hançer şimdi bizim sırtımızda...

senden sonra takvimden düşen yapraklar,saçlarımı beyazlatacak belki de onları dökecekler,belki şimdiye kadar hiç görmediğim bir kadını yatağıma sokacaklar,zaman zaman türlü oyunlarla beni kandıracaklar ve etrafımdaki herkes bi an beni mutlu sanacak...ama bu seni beklememi sonlandırmayacak.göçebe kuşlar gibi güneşin her sabah yeniden doğduğu şehirlere uçacağım.hiç görmeyip yaşamım boyu beklediğim o gün gibi;seni tanrıya kavuştuğum gün kadar seveceğim...!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »